Salı, Ağustos 27, 2019

"Sal gitsin" yöntemi nedir?

Bilinmeyen yollar ve “Sal gitsin” yöntemi

Yazmak, nereye çıktığını bilmediğim bir yola düşmek demektir benim için. Yalnızca başlarım o kadar, nereye gittiğimi, gideceğimi düşünmem hiçbir zaman. Yol nereye götürürse giderim, yürürüm sadece. Şikâyetim olmaz yolculuklarda hatta keyifli bile oluyor diyebilirim.

Bu yazıyı okuyan da yüz yıllık yazar falan sanacak. Yapmayın ya! Şunun şurasında kendi kendimle kafa bulmaya çalışıyorum sadece. Evet, abartılı bir ifade var yazının başında ama yazarken planlı yani önceden oluşturduğum bir plan dâhilinde yazmak daha kolay aslına bakılırsa, tıkandığın yerde atlayıp planın başka bir noktasından devam edebilirsin işe.
Bende yemiyor bu plan işi. Ne zaman plan yaptıysam yazmanın keyfini süreyim diye her seferinde tepe taklak oldu tüm emeklerim. Plan bir yana ben bir yana ve yazı da başka bir yana gitti.
Bu duruma neden olabilecek durumları düşündüm, acaba yeterince detaylı mı düşünemiyorum? Eksiklikler oluyor da yazarken mi ortaya çıkıyorlar bunlar? Daha bir sürü soru sordum kendime ama yeterli cevap bulamadım henüz, “sal gitsin” den başka. Artık planlı yazma hevesim yok. Salıyorum gidiyor kendi kendine. Benden de klavye üzerinde parmaklarımı daha hızlı oynatmak kalıyor.
Parmaklarım daha tam ustalaşmadılar on parmakta ama uzmanlaşma yolunda gayretliler. İşlerini iyi yapıyorlar şu aralar. Onların da pek şikâyeti yok “sal gitsin” den.
Bir durumu ayırt etmek gerekli elbette. Bilimsel bir yazı, makale yazılırken elbette bir plan program olacaktır sistem olarak yoksa yayınlayacak editör bulamazlar. Bilimsel bir yazıda anlatılan durum net bir şekilde anlatılmalıdır eksiksiz olarak. Sorulabilecek tüm sorulara cevap verilmiş olmalı ki inandırıcı olabilsin. Deneysel durumun da tekrarlanabilirliği ortaya koyulmalıdır.  Bu nedenlerle titiz bir çalışma gerekli olup öğrenilen, tespiti yapılan bilginin aktarılması çabası vardır.
            Kişisel yazılarda durum daha da başkadır. Kişisel düşünce ve deneyimler ön plana çıkar genellikle. Anlatılan durumlar öznel veya genel gözlemlerden yola çıkılarak kişide bıraktığı etkilerin aktarılmaya çalışılmasından başka bir şey değildir. Bunu yaparken de kendi anlatım şekli, dil yapısı kişilere özgü tarzlarda oluşturulabilir. Her aşçının yemeği aynı tadı vermez, öyle değil mi?
            Bazen yazılar yazılırken cevaplanılamayan sorulara cevap aramak için yazılırlar. Okurla birlikte aranır kafaya takılan soruların cevapları. Her zaman yazıyı yazan cevaplamaz soruları. Arada bir sorular da sorar, soramaz mı yani?

            Bilimsel yazılar yazılırken merakların giderilmesi için çaba gösterilir. Tersi durumda ise okuyucuları meraklar içine salmak maharettir. Arada bu kadar fark vardır. Meraklanacak ki okur yazının sonunu getirecek, sevecek.     

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.