Pazartesi, Aralık 18, 2017

Pazar Gözlemim-33-Tercih Meselesi

               
Zaman geçtikçe kıyafet çeşitliliği artmaya başlayınca kataloglanmış bu kıyafetlere yönelik değerlendirmeler. Durumu fırsat olarak gören bazıları da daha kolay hayatını devam ettirmek için dikiş yerleri açmaya başlamış ve birer cevize, bademe, bir kısım ahlata, bir kısım buğdaya ne bileyim ne bulunursa getirenlere hayır dememiş dikişçi de ve dağlarda taşlarda gezip dolaşmadan soğuklarda sıcaklarda oturduğu yerden daha fazlasını elde etmeye başlamış. Derken çoğalmışlar, dikiciler çoğaldıkça kıyafetler çoğalmış, çeşitlilik artmış elbette, artık tek tip kıyafetle dolaşmak küçümsenmeye başlamış. Dolayısıyla insanların eğrilik, büğrülükleri kapanıp gizlenmiş böylece.
                Ne garip, zamanlar akıp gittikçe bu sefer de merak edilmeye başlanmış insanların içleri, kıyafetlerinin içleri. İşte o meşhur çıplak gösteren gözlüğü icat etmiş birisi de çıkıp ortaya. “İnsanın başına ne gelirse meraktan gelir” dememişler boşuna. Bazen merak iş açıyormuş demek ki, başlarına. Tecrübe tecrübedir ne de olsa. Amerika’yı yeniden keşfetmenin alemi var mı?
                “İçi bir, dışı bir olmalı” diye tutturmuş bazıları kazıkları yedikçe. Nasıl olacakmış o iş, bilen de yok üstelik, en iyi bildiğini söyleyenlerin bile içi dışı farklı. Kim inanıyorsa! Olabilir mi acaba, merakla bakan var mı?
                Bence olamaz, hani şu “altın kural” var ya işte o altın kurala göre ebatları oluşmuş insanda bile olamaz içinin dışının birliği. Nasıl olsun canım; birisi bulup yiyemez göbeği olmaz, bir buldukça bulsurar doymak bilmez; göbek desen alıp başını gider, otururken masaya, tabureye, sehpaya ihtiyaç duymaz göbeğini sehpa gibi kullanır. İşe yarıyor demek ki göbekli olmak. Boşuna dememişler “erkeğin göbeklisi, kadının kalçalısı, yemeğin salçalısı; evin de balkonlusu makbuldür” diye.
                Ne güzel hayat be, öyle değil mi? Her şeye bir kılıf arıyor ve buluyor şu insan denilen yaratık. Akan zaman içinde daima gizleyecek bir şeyleri oluyor ve çok çaba da gösteriyor üstelik yarattıklarını gizlemek için.
                Bir türlü de beceremiyor saklamayı, bir öndekini saklasa arkasından saklanması gereken başka şeyler bulup çıkarıyor ve yeniden yeniden devam edip gidiyor işte. Boşuna saklamaya çalışmayın bence her şey ortada aslında görebilene. Bakar kör olup da görmek istemeyenlere de bolca kıyafet var elbette. Tercih meselesi.
3/3
önceki bölümler:
1/3 gelsin...
2/3 gelsin...
                                                                                                                              15-11-2017
                                                                                                                              Halil Gönül

Görsel: Google Görseller

2 yorum:

  1. Ne yazacağımı bilemedim... İnsanlar kimi zaman sevdiğinden kimi zaman çıkar birliğinden kimi zaman gücü yetmediğinden kimi zaman tutkusundan ya da zaafından hatta hırsından diğerinin eksiğini -eksiklerini- görmüyor.
    İçi dışı bir olsan bile şöyle bir durum da var; "doğrucu davutluktan" hiç bir yerde kabul görmüyor...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. bahce perim,
      haklısınız doğruculuk insanın kendine gerekli oluyor sadece bence; o da isteyene, istemeyene de lazım değil zaten.

      Sil

Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.